Ergenlik Dönemi Depresyonunu Yeniden Düşünmek
- İsmail İnan

- 3 Haz 2025
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 1 gün önce
Çocukluktan ergenliğe geçişte depresyon başta olmak üzere birçok psikopatolojinin yaygınlığında artış görülmektedir. Yaşam boyu depresyon yaygınlığına bakıldığında ergenlik döneminde depresyon oranının çokça yükseldiği bulunmuştur. "Ne derece mutlusun?" sorusuna verilen cevap çocukluktan ergenliğe geçişte dramatik olarak değişmektedir. Ergenlikte mutsuzluk düzeyi artmakta, gelişimsel geçiş duygudurumdaki geçişi beraberinde getirmektedir. Bununla birlikte ergenlerle yapılan başka bir araştırmada katılımcıların MMPI* puanlarının ortalamadan yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Yani bulgular ergenlik dönemindeki bireylerde psikopatoloji düzeyinin daha yüksek olduğunu göstermiştir.
Ergenlik, çocukluk ve yetişkinlik arasında yer alan, kendine özgü dinamiklere sahip bir gelişimsel ara evredir. Tıpkı bebeklik ve çocukluk dönemleri gibi ergenlik döneminin de karakteristik özellikleri vardır. Bunların en temelinde çocuğun yaşadığı fiziksel ve ruhsal değişimler yer almaktadır. Çocuksu bedenden, zevklerden, ilgi alanlarından ve ruhsallıktan çıkıp bir anlamda yetişkin yaşamın bir provası sahnelenmektedir. Bu dönemi yalnızca yetişkinliğin bir provası veya bir geçiş dönemi olarak sınırlamak yeterli olmaz çünkü başlı başına ele alınması gereken gelişim basamaklarından bir tanesidir. Ergenlikle birlikte aile ilişkileri, akran ilişkileri ve bireyin kendisiyle olan ilişkisi daha farklı bir hal almıştır. Çocuklukta aileye yapılan yatırım ve ebeveynlere yapılan atıflar yerini akranlara, bedenine ve kendi iç dünyasına yapılan yatırıma bırakmıştır. Her şeye muktedir olan güçlü anne-baba artık eksiklikleriyle ve yanlışlarıyla orada durmaktadır. Bu anlamda ebeveynlerin kararları cesur ve yıkıcı bir şekilde eleştirilebilir bir hale gelmiştir ve bu korkutucudur çünkü bu kararlar ergenin kendi yaşamıyla ilgili olarak da alınmaktadır ve hataya açıktır.
İçsel ve dışsal olan neredeyse her şeyin değişime uğradığı bu dönemde sürekliliğini sürdüren bir alan bulmak zordur. Bu denli değişimin içerisinde ergenlik dönemi psikopatolojisine nasıl yaklaşılmalı? Genel bir çerçevede psikopatoloji, bireyin işlevselliğinde aksama ve ruhsal distress ile karakterize edilir. Örnek vermek gerekirse takıntılı düşünceler/davranışlar her bireyin yaşamında belirli bir ölçüde vardır. Ancak psikopatolojiden bahsedebilmek için bu takıntılı davranışların bireyin işlevinde sorunlar yaratması (örneğin takıntılı düşüncelerden dolayı iş yerine gidememek) ve ruhsal anlamda stres yaratmasıdır. Dolayısıyla belirli düşünce ve davranışların psikopatolojik sayılabilmesi, yarattığı işlev kaybı ve ruhsal sıkıntı düzeyi ile ilişkilidir. Bu noktada ergenlik döneminde yaygın bir şekilde ortaya çıkan depresyon, kaygı, antisosyal davranışların psikopatoloji mi yoksa gelişimsel dönemin olağan bir özelliği mi olduğu soru işaretlidir. Bu anlamda hem klinisyenler ve aileler hem de ergenin kendi duygulanım ve davranışlarına anlam vermek zor olacaktır.
Bu durum, ergenlikte gözlenen psikolojik belirtileri değerlendirirken daha geniş bir çerçeveye ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Çünkü bu dönem, yalnızca değişimin değil, aynı zamanda geride bırakmanın da yoğun olarak yaşandığı bir süreçtir. Dolayısıyla ortaya çıkan ruhsal sıkıntıların bir kısmı, gelişimsel olarak anlamlı kayıplarla ilişkili olabilir.
Değişim kaçınılmaz olarak bir geride bırakma sürecini içerir. Birey dönüşüm geçirdikçe önceki deneyimlerine, temsillerine ve konumlarına ait olan unsurlar geçmişte kalır ve yerini yeni bir örgütlenmeye bırakır. Ancak bir yeri terk etmesi gerektiğini anlayan kişi bir yola çıkabilir demiştir Oruç Aruoba. Ergenlik dönemine bakılırsa geride bıraktıkları ve terk ettikleri şeylerin listesini çıkarmak uzun bir zaman alacaktır. Önceki bedeni, kimliği, ebeveyn imgeleri, kişilere/olaylara atıfları en temelinde terk ettikleridir. Geride bıraktığı ve artık yanında olmayan birçok kendilik temsilinin yasını tutar ergen. Tıpkı ölüm ile kaybettiği bir yakınının yasını tutar gibi geride kalanlar için yas tutmaya gider. Bu noktada ergenlik dönemi depresyonu çocukluk döneminin geride kalmasına verilen bir yas tepkisi midir sorusu ortaya çıkıyor.
Sonuç olarak, ergenlik döneminde ortaya çıkan birçok psikopatolojideki gibi depresyona yaklaşımda gelişimsel dönemin özelliklerini incelemek yerinde olacaktır. Gelişimsel dönemin olağan özelliklerini ve bunun dışında kalan durumları birbirinden ayırt etmek ruh sağlığı ve tedavisi anlamında önemlidir. Çocukluk döneminin çoğu özelliğini geride bırakmak beraberinde yas sürecini getirmektedir. Bu durumda ergenlerle çalışma bir yanıyla yas çalışmasıdır ve yasa özgü bileşenleri bu çalışma sırasında kullanmak yararlı olacaktır.
*MMPI (Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri), kişinin kişilik özelliklerini ve psikopatolojik durumlarını değerlendirmek amacıyla kullanılan geniş kapsamlı bir psikolojik testtir.
Yararlanılan Kaynaklar
Cicchetti, D., & Cohen, D. J. (Eds.). (2015). Developmental Psychopathology, Volume 1: Theory and Method (2nd ed., Issue 1, pp. 132–133). John Wiley & Sons.
Parman, T. (2021). Ergenlik ya da Merhaba Hüzün. Yapı Kredi Yayınları.

Yorumlar